Hep güzel hep gösterişli, şıkır şıkır, allı pullu olmak tüm moda renkleri üzerinizde taşımak, azıcık kıvırmak zorundasınızdır.
Örtülüyseniz bunu tesettürünüzde birazcıkta olsa vurgulamak genel bir kaide haline geldi. Açıksanız zaten dükkan sizin.
Sloganlar… Sloganlarla hareket eden beyinler ve tabii beraberinde gelen yığın yığın yanlış algılar:
Buyurun buradan giyinin!
Ben daha çekici yaparım seni!
Beni alır ve kullanırsan tüm paslı kilitler sana açılır!
Ben senin aradığın en ideal ürünüm!
Üç ameliyatla güzel olmanın en cazip yolu!
Taşlar yerine oturuyor. Ama yanlış! Ama çarpık! Ve bir o kadar duyarsız!...
Onarlın dediği gibi olmazsan sınıfta kalırsın. Bütünlemede geçebilmen için en azından biraz öz güvenin olması lazım. Tabii hala tüm bu yaşanılan çarpıklık ürkütmedi ve sindirmediyse öz güveninizi.
İki Bayan iş başvurusu için kapıyı çalar. Biri aynı ilk cümlede tanımını yaptığımız hal içersinde.
Diğeri aksine fikri, zihni tüm birikimiyle oturmakta. Işık yok. Çekicilik sıfır. Sırayla girerler. İşi hangisi aldı dersiniz?!
Kim bakar cv’ye… ( Bakanları tenzih ederim)
“Bıyıklı ve sakallılar benim şirketimde çalışamaz” diyen Rahmi Koç’un söyledikleri pek cv’ye bakılmadığının açık bir delili değil midir?!
Buna benzer ne çok hikaye dinlemişizdir. Vidası gevşeyen, çivisi çıkmış dünya bu olsa gerek.
Bir başka iş başvurusu:
Önce içeri medeni hali bekar, etine dolgun, dişiliği ön planda fikri geride kalmış oldukça cömert bir bayan girer.
Mülakat başlar.
“En son nerelerde çalıştınız?”
“Bir turizm firmasında”
“Ama burası gıda üzerine bir şirket”
“Ne önemi var. Kalbe giden yol mideden geçmiyor mu? Ben de sevgi dolu biriyim. Zamanla adapte olurum?”
Ciddi sorular… Sorular. Kikir kikir cevaplar… Cevaplar.
Sonra sıra diğer adaya gelir. Adayımız evli ve bir çocuk annesidir. Vakar içersinde. Cömertliği bedeni ile değil sadakasıyla verenlerden.
Mülakat başlar.
“En son nerelerde çalıştınız?”
“Yurt dışına gıda pazarlayan bir firmada”
“Yabancı lisanınız nasıl?”
“Tüm İngilizce yazışmaları ben üstlenmiştim”
“Tebrikler. Medeni haliniz evli yazıyor çocuk var mı?
“Evet üç yaşında bir kızım var.”
Ciddi sorular… Sorular. Tatminkar cevaplar. Ancak Kantarın topumuzu kaçmış. Özgür ve dantelli bacılardan yana!
Bekar olsun… Özgür takılsın… Her “alo” dendiğinde cevap alınsın… Evli olmasın… Anne olmasın… Ha! Bu arada mutlaka prezentabl olsun ya da tesettürlü prezentabl olsun…
Birileri bu vidayı elinde tornavidayla sıksa… Birileri çivisi çıkan bu çarkın arasına sıkışmış taşları ayıklasa. Sevap mı işlemiş olur… Kesinlikle evet!
Feminist yazarların piri Virginia Woolf'un kadınlara "Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman oluşturun. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!"
Peki ama nasıl?
Yukarda örneklerini verdik. İşverenlerin beklentileri değişti. Kadınların hayata bakışı değişti. Evlenmek isteyen erkeklerin talepleri değişti. Bu kadar çok değişimle Akıllı Kadınlar nasıl mücadele eder?!
Bir sonraki yazıda bu konuyu konuşalım mı?
Sevgiyle Kalın