Makale

Nurdan Damla

Hatice yürekli olabilmek...

Dünya çalkantı içinde… Aileler sancılı… İnsanlık çağının Haticelerini arıyor. Umudun tükenişiyle birlikte yeni çareler peşinde. Vefayı arıyor yürekler. On beş yaşında bir çocuk bile vefasızlıktan yakınıyor. İnsanlar birbirini kınıyor. Ama o kınadıkları şeyi en ala bir şekilde kendileri yaşıyor. Çağın Hacer’leri nerede?

 

Babalar neden suskun? Sımsıcak yürekli anneler?  Çağlayanlar neden çağıldamıyor? Neden bu kadar tatsız aileler? Nerede o sevgi tüten yürekler? Vefa… Ah nerelerdesin? İstanbul ‘da bir semtte mi yadedilir oldu adın?

 

Nerede hayat arkadaşını rahatsız etmemek adına gözükmeden gizlice sıvışan şefkat abideleri?  Hani o Hira nın zirvesine üç gün üç gece beklemişti. Kıyamamıştı ona. Huzuru bozmamak için huzura çıkmamıştı. Rabbiyle arasına girmemişti eşinin. Efendisinin gönül gamını gideren Hatice’ler nerede?

 

“ Maaş vakitleri eşimi yağlarım parayı aldıktan sonra işim biter,” diyen bir dünyanın kül yutmaz hatunları yetiştirdikleri kızları yuvalara eş olarak veriyorlar. “Ezilme ez, baskın çık, göz açtırma,” teraneleriyle yuvaya giren kız bin entrika binbir dümenle direksiyonu ele geçirir. Erkeğin bütün özlük hakları onun elindedir. Git dersem gideceksin, gel dersem geleceksin. Öyle ulu orta yerde annenle görüşemezsin. Kız kardeşini benim yanımda arayacaksın. Kimseye bensiz tek kuruş harcamayacaksın. Sen bana hizmet edeceksin. Anneme kardeşime hediyeler alacaksın. Bize özel davranacaksın. Ama seninkilere sıra gelince karışmam. Ben yuvama kimseyi karıştırmam. “Ama sen anneni karıştırıyorsun,” diyen kocaya türlü nazlar sitemler ve hakaret etti gerekçesiyle dökülen gözyaşları.

 

Biz nereye gidiyoruz a dostlar.?Şanlı Osmanlının pembe mendilini hatırlıyorum. Savaşa katılan bir binbaşıya eşi tarafından yazılmış mektuplar vardı hani o minik bohçada. O kadar öz ve o kadar içtendi ki anlatılanlar. Pembe mektuba tutunanlar o sahiplerin asude huzurunu tadardı.

 

Dostlar! Yuvalarda yangın var.

 

Her yerden ahlar eninler duyuluyor. Tam bir muhabbet, bütüncül bir samimiyet yok eşler arasında. Ağzını açan diğerini suçluyor. Güven tarümar olmuş ayaklar altında. Pes dedirtecek oranda kıskançlık takipleri var. Her şüphe, aldatılma ve aldatma korkusu.

 

Babalar ilgisiz. Hiçbir şeyde ilgilenmiyor olmaları şikayet konusu. Yuvaya dört elle sarılamayış olmalarından yakınıyor yürekler. Eş, çocuk ve yuvayla kayıtsız. Her yerden aynı yürek çığlıkları yükseliyor.

 

Artık anneler için çocuğuna bakmak zor ve zül geliyor. Bakıcı bakınca klas anne bakınca değil. Ev hanımı yaftası yemeye kolay kolay kimsenin gönlü el vermiyor. Geçenlerde bir hanım toplantısında kişiler tek tek kendilerini tanıtıyorlar. Öğretmen, psikolog, işletmeci, manken, mimar. Sıra dört çocuklu nur yüzlü bir anneye geliyor. Ikıla sıkıla “ev hanımıyım,” deyiveriyor. Yüreğim kaynıyor. Bu nasıl şeydir ki; kadınımıza mesleğini söylemek bile zül geliyor. Yüz ifadesinden keşke ah keşke bir titrim olsaydı da söyleseydim. Ama yok ki, der gibi…


bır okur

10/05/2012 00:53

eger mesele ekonomık noktada aıle butcesıne katkı saglamak ıse,yapılan bır arastırmaya gore evhanımı olan kadın, calısan kadına oranla aıle butcesıne daha fazla katkıda bulunuyormus.aslında tabloyu dogru okursak yangını sondurme daha hızla ılerleyebılır.mesela bence buyuksehırlerın evlılıklere de yansıyan buyuk buyuk dertlerı var.yakın cevremdekı cogu kadın,sırf buyuksehırde yasamanın maddı sıkıntıları yuzunden ıs hayatına katılmıs,cocuk sayısı arttıkca da cıgerparesını kımselere emanet edemedıgı ıcın calısmaktan vazgecebılıyor ama calıstıgı ısyerı tarafından maddı ıhtıyacları karsılanmak sartıyla.yanı kadın guvenmek ıstıyor.sırtını bır omurboyu yaslayabılecegı bır guvence arıyor.bazı evlılıkler de dunyalık hırs ve tamah yuzunden cıkmazlarda.ama bence caresız degıl hıcbırı de.yeterkı care dogru adreste aransın,inş.Rabbım herkese yardım eylesın(amin).

hicret

08/03/2012 14:12

her kelimasine katılıyorum.Ben evhanımıyım bununlada gurur duyuyorum.Çocuklarımı kendim büyütüyorum.Anne babalarımız bize Allahın emaneti.Egosu yüksek nesiller yetiştiriliyor ,sonra bu çocuklar hem kendilerini hemde çevresindekileri mutsuz ediyor.Aile saadeti karşıllıklı hoşgörü ve fedakarlıktan geçiyor.Ama şimdi bunlar sadece erkeklerden bekleniyor.

yasemin

19/02/2012 15:10

çok güzel yazmışsınız elinize sağlık bende aynen sizin gibi düşünüyorum ve 3 yıldır evliyim aynen dediklerinizi uyguladım ama alta girdikçe girdim hem eşim hemde ailesi tarafınfan.şimdi eşimin gözünde kendi yeğeni bile benden daha çok değerli her konuda bu böyle hatta geçenlerde boşanma kararı aldık hemde yengesi yüzünden beni ve kızımı evden kovdu yine ben sustum yine ben birşekilde hallettim meseleyi herşey onun gözünün önünde olduğu halde olay anında bana haklısın deyip sonra annesiyle yada yengesiyle birgün olsun bir arada kalması herşeyi değiştiriyo artık bende kadının bende varım bende para kazanıyorum demesinin doğru olduğunu düşünüyorum en azından kendimi böyle rahatlatıyorum ben onun nerdeyse iki katı fazla maaş alırken bana aldığı bir doğum günü hediyesini bana lutfetmiş gibi davranan bir koca ben aldım ben yaptım diyen ve bunada sesimi çıkarmadıkça kıymet bilmeyen bir koca istemiyorum ama bir yandanda günah mı diye düşnmektende alamıyorum kendimi iyi günler

Betul

17/02/2012 10:46

Kaleminize saglik allah razi olsun cok guzel kaleme almissiniz ailelerin icinde bulunduklari durumu ben 3 aylik evliyim baslarda annemden ogrendigim gibi hsreket ettim esimin ailesine kendimi ezdirmemeye calistim benim ailemin evinde gittik kaldik ama onlara gelince kalmadim.Tabi pek cok soru oldu bu durum.Sonra baktim ki beni ezmeye calisan kimse yok ortada seviyorlar insanlar beni bende sevdim onlari esimle aramiz cok iyi oldu bana herzamankinden daha cok deger vermeye basladi, huzurumuz artti artik ona cok kizsamda ona sarilip problemlerimizi cozmeye basladik. Sizinde soylediginiz gibi kadin fedakar ve hosgorulu olursa ancak evler yuva oluyor.