Makale

Zeynep Kahraman Füzün

Hakkını alan mazlum olur mu?

 

Hayatımızı şöyle bir gözden geçirsek, bize haksızlık yapanlar hep gözümüze takılır. Zaman zaman canımızı acıtmışlar, önümüze taş koymuşlar, göz göre göre hakkımız olanı elimizden almışlardır. Tüm bunlar yüreğimize derin yaralar açmış, ciğerimizin acısını sık sık hissetmişizdir. Bazen elimizden bir şey gelmemiş, bazen de karşılık vermek isteyip de vazgeçmişizdir.

 

Eğer mazlum olduğumuz durumlarda hakkımızı alsak ne olurdu hiç düşündünüz mü? Çektiğimiz sıkıntının bir anlamı kalır mıydı? Bize zulmedene zulmetsek bizim de ondan farkımız olur muydu? Zalime edilen bedduanın mazlumun hakkını alması olduğunu söyleyen Efendimiz(s.a.v.) bizi aslında uyarıyor. Zalimin kazandığı günah kadar, belki daha da çok mazlum sevap kazanıyorsa, niye çektiğimiz sıkıntıyı bir bedduayla boşa çıkaralım.

 

Çekilen sıkıntıya sessiz kalmamak adına yaptığımız her şey, bizi haksız duruma bile düşürebilir. Birilerini kayırıp bizi görmezden gelenlere karşı duyduğumuz öfke ve hınç en çok bize zarar verecektir. Söylenen kötü bir söze verdiğimiz karşılık hanemize günah olarak geçecektir.

 

Eğer bizimle bir, başka kişilere de zulmediliyorsa bu durumda tabiî ki sessiz kalmamak gerekir. Müslümanlar böylesi olaylara karşı birlik olmalı, tüm güçleriyle haklarını korumalıdır. Ama maksat nefsi değil kardeşi olmalı. Elinden ve dilinden gelen her şeyi yapmalı sonra da duaya sarılmalıdır. Yaratanın bizi imtihan etmek için diğer kullarını yönlendirmesinde yatan hikmeti çoğu zaman unutuyoruz. Biz hak etmesek Rabbimiz engel olamaz mıydı? O izin vermeyince hiçbir şey gerçekleşmiyorsa, başımıza gelenleri onun birer uyarısı ve imtihanı olarak görmeliyiz.

 

Zalimin eliyle ve diliyle bizi sınayan Rabbimize dönüp tövbe ederek, bize zulmedilmesine sebep olan günahımızı düşünmeliyiz. Ya da zulmeden değil zulmedilen olduğumuz için şükür etmeliyiz.

 

Aman kimsenin hakkını almayalım da varsın bizim hakkımızı alsınlar. Başkasının hakkını alandan bir gün onun acısı çıkar, kendinden çıkmasa evlatlarından çıkar. Öbür dünyada ne yaşayacağını bilemeyiz ama göz göre göre hak yiyenlerin bu dünyada iflah olduğunu görmedim. Kimseye kötülük yapmadığımız için zalim olmadığımızı düşünüyoruz. Peki, zalim değilsek adil miyiz? Adalet haklıya hakkını vermekse, vermemek zulüm oluyor. Anne- baba hakkı, evlat hakkı, eş hakkı v.b. o kadar çok hakla karşı karşıyayız ki hangisinde adaletli olduğumuzu bilemiyoruz bazen. Önceliklerin neye göre ayarlanması gerektiğine, zamanımızın ve enerjimizin kime daha çok verilmesi gerektiğine ancak Efendimizin hayatından örneklerle karar verebiliriz.

 

Mazlum olduğumuzu düşündüğümüz noktalarda da çoğu kez mazlum değiliz belki. Bir kavgada her iki taraf kendinin yüzde yüz haklı olduğunu düşünürken, objektif bir bakış ikisinin de yüzde elli haklı yüzde elli haksız olduğunu tespit edebiliyor.

 

Zalimlerden değil mazlumlardan olmak temennisiyle…


Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.