"Şöhreti umursamıyorum, o yüzden mutluyum!"

Kültür-Sanat / "Şöhreti umursamıyorum, o yüzden mutluyum!"

03 Ağustos 2011 Çarşamba

Nefise Karatay, televizyonculukla başladığı kariyerine yine televizyonculukla devam ediyor. CNN Türk'te Afiş programını sunuyor.

Karatay, bundan önce neler mi yaptı? Güzellik yarışmasına girdi ve kazandı. Daha sonra bir çok sinema filminde ve televizyon dizisinde oyunculuk yaptı. Bir dönem magazin basınının ilgi odakları arasındaydı. Şimdi ise insani reflekslerle yapıyorum dediği bir programı var. Nefise Karatay güzelliğini ve sahip olduğu şöhreti abartmıyor. Hür bir kadın olarak yaşamını sürdüyor. O, iddiasız cümleleri, güzel yüzü, iyimserliği ve samimiyetiyle kendini anlatıyor...

 

 

Bugün olduğunuz yer ile çocukluk hayaliniz arasında nasıl bir mesafe var?

Çok da uzak değil aslında. Sahne sanatları ile ilgili bir şeyler yapma hayalim vardı. Balerin olmak istiyordum. Kuzenim balerindi ve ondan çok etkilenmiştim. Sonra piyanist olmayı hayal ettim.

Hiç olmaya teşebbüs ettiniz mi?

Yok. Hiç bir zaman tam olarak adapte olamadım. Sadece Barış Koyuncu beni Tempo dergisi için balerin yapmıştı. Hayalimin gerçekleştiği güzel bir iş olmuştu.

Güzellik yarışmasını meslek edinmede bir araç olarak mı kullandınız?

Ben hiç şöhretli olayım, ünlü olayım hesapları yapmadım. Güzellik yarışmaları o zamanlar çok revaçtaydı. Bana herkes "sen girersen kazanırsın" diyordu. Ben aslında Number One'da televizyon programı hazırlıyordum. Önce girmek istemedim. Sonra yarışmaya girdim ve kazandım.

Bu yarışmalar insanı bir meslek erbabı yapıyor mu? Yoksa hiçbir şeyde uzmanlaşamayan mesleksiz insanlar haline mi getiriyor?

Türkiye'de mankenlik ve modellik mesleği olması gereken yerde olmadığı için böyle algılanıyor. Oysa yurt dışında bu ciddi bir meslek. Disiplinli, büyük ve çok saygın. Modellik ve mankenlik üzerine bir sektör kalmadı. Defileler yurt dışındaki gibi değil, buradaki kapak çekimlerinden hiç para alınmıyor. İnsanlar bu işi bir yere kadar yapabiliyor. Bir süre sonra da başka alanlara kayıyorlar.

Diğer meslek gurupları sizi dışlamıyor mu?

Kendinize güveniyorsanız, işinizi nasıl yaptığınızı biliyorsanız olur. Ben bütün genellemelere karşıyım. İnsanları genellemek kadar yanlış bir şey yok. Bana haksızlık yapılıyormuş gibi geliyor. İnsanları kategorize etmek ve onları yargılamak çok yanlış geliyor. Herkes kendini bir şekilde ifade edebiliyor. Kimisi habercilikte kendini deniyor, kimisi sunuculukta, kimisi oyunculukta. Başarılı olmuş çok insan var. Bu aynı zamanda içgüdüsel bir şey. Çünkü zamanla kendinizi teknik olarak geliştirebiliyorsunuz. Tabii ki okulunu okumak en doğrusu. Fakat ekran ışığı diye bir şey var gerçekten. Ekran önüne çıkıp kendini izletebiliyor olmak hakikaten başka bir duruş. Kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Bu tamamen sizin kapasitenizle ilgili.

Siz hiç önyargıyla karşılaştınız mı?

Hayır. Ben böyle bir önyargıyla hiç karşılaşmadım. Çünkü işimin altını doldurarak yapıyorum. İşlerini ciddi yapıp başarıya ulaşmış insanlar var. İnanmadığım işin içinde yer almıyorum.

Mesela?

Çıkıp şarkı söylemeyi düşünmüyorum. Çünkü sesim güzel değil. Eğer modelsen çok güzel sesin varsa tabii ki şarkı da söyleyebilirsin. Bazı insanlar fermanlı doğuyor. Bunu bana oyuncu koçum söylemişti.

Siz kendinizi neyde yetenekli bulursunuz?

Şunda ya da bunda yetenekliyim demiyorum. Elimden geldiğince çalışmaya gayret ediyorum. Kendimi iyi ifade edebildiğime inanıyorum. Onun dışında yaptığım işte özverili ve altını doldurarak, emek harcayarak yapmaya çalışıyorum.

İddialı laflarınız yok!

Ben iddiasız biriyim. Büyük cümleler kurmayı sevmiyorum.

"Güzel olan iyidir" mottosuna inanıyor musunuz?

Ben ifadeye çok inanıyorum. Güzel bakan iyidir. Sadece güzel olmak yeterli değil. Güzelliği farklılaştıran ruhtur. O yüzden güzel göz değil, güzel bakan göz önemli benim için.

Güzellik kimlikleri arka plana atıyor mu?

Bu kişiye göre değişen bir şey. Belli bir zaman sonra siz kendinizi zaten ifade edersiniz. İlk etapta bunu ortaya çıkarmanız daha zordur. Çünkü sırf güzel olduğunuz içinde bir ilgi oluyor. Güzellik bir yere kadar. İçi doldurulmamış güzellik zamana direnemez. Dünyanın en güzel kadını da olsa bir süre sonra beraber olduğu insana o kadar da özel gelmiyor. Görüntü güzelliği çabuk tüketiliyor.

Dünya kadınları ömür boyu genç ve güzel olma hırsında. Bu trend sizi etkisi altına aldı mı?

Bu bana ait bir düşünce kalıbı değil. Güzellik benim için vazgeçilmez değil. Çünkü hepsinden zamanı geldiğinde vazgeçmek zorunda kalacaksınız. Zaman bu gençliğinizi ve güzelliğinizi elinizden alacak.

Güzellik makam elde etme aracına dönüşebilir mi?

Evet, güzellik makam gibi algılanabilir. Güzellik de bir güç olabilir ve bunu kaybetmek istemezsiniz. Ama sadece bundan besleniyor olmak yanlış. Saplantı haline gelmemeli. Yaptığın her ne ise çok fazla önemsediğin zaman o tuzağın içine düşüyorsun. Hiçbir şeyi o kadar çok büyütmeden, "inşallah yaparım" demek bana daha doğru geliyor.

Peki bu güzelliğinizi bir gün kaybetmekten korkuyor musunuz?

Hiç korkmuyorum. Sevdiğim birini kaybet ondan çok daha önemli. Herkesin kendine göre bir güzelliği var ben bunu çok büyütmüyorum. Bende güzel olan her şeyden çok büyük keyif alırım ama bunu anlamlandırmak çok daha önemli.

NEYi MERAK EDiYORSAM ONU SORUYORUM

Ulusal bir kanalda kültür sanat programı sunuyorsunuz. O soruları gazetecilik mi yoksa insani reflekslerle mi soruyorsunuz?

Çok meraklı biri hiç bir zaman olmadım. Bir konuyla ilgili çalışırken veya röportaja giderken ben neyi merak ediyorsam onu soruyorum. Kendi merak ettiklerimden yola çıkıyorum. Ben de o filmlerin izleyici ve kitapların okuyucusuyum. Bana ne ilham veriyor ve hissettiriyorsa onun üzerinden işlerimi yapıyorum.

Yaptığınız iş sizde yeni yetenekler ortaya çıkardı mı?

Yok. Bazen kendi kendime bir şeyler karalarım. Arada resim yapıyorum. Mesleğim gerektiği çok ilham verici şeylerle karşılaşıyorum. Mesela; sanat galerisine gidiyorum ve sanatçıların eserlerini görüyorum. Bu bana ilham veriyor. Ben biraz daha keyif tarafını yaşamayı seviyorum açıkçası. Yapmaktansa bakıp keyif almayı daha çok seviyorum.

Sanat hayatınızın neresinde?

Film izlemeyi zaten hep çok sevdim. Şimdi hobim mesleğim haline gelmiş oldu. Artık her şeyden haberdar oluyorum. Eskiden oturup takip ederdim, şimdi hepsi önüme geliyor. Bana çok artısı oldu.

Gazetecilik son durak mı?

Ben gazeteci olarak değerlendirmiyorum. Ben televizyon programı yapıyorum. Kendime hiçbir zaman "gazeteciyim" demedim. Ben kitap okuyan film izleyen ne merak ediyorsa onu soruyorum. Sivil dürtülerle hareket ediyorum. İnsanlara bir şeyler öğreten ve bir program sunuyorum. Bu bilgileri aktarmaya çalışıyorum. Haftanın beş günü bu işle ilgileniyorum. Basın bülteniyle değil, kendim yoğun bir araştırma yaparak hazırlanıyorum. O yüzden her programın hazırlık aşaması uzun sürüyor. Canlı yayın daha stresli oluyor. Önüne geçemediğiniz bir gelişme karşısında her zaman hazırlıklı ve bilgi sahibi olmanız lazım.

Tanıdık yüz olmak mesleki açıdan bir avantaj mı?

Belki bir güven açısından olabilir. Ben çok fark edemiyorum ama ekipteki insanlar bunu daha çok fark edebilirler sanırım. Mesleki olarak da bu tanırlılığın avantajının farkında değilim. Röportajı yaparken de kendimi ön plana çıkaracak unsurlar kullanmıyorum. Orada önemli olan konu veya konuktur. Ben onların daha çok öne çıkmasını istiyorum.

Yaz için bir planınız var mı?

Programın editörü Sinan Kurtar ile birlikte bir programa başlıyoruz. Rehber programı niteliğinde bir şey olacak. Hafta sonu nereye gidilir ne yapılır? Ben böyle bir program yapmayı çok istiyordum. Yaz geldi. Tatile gidemeyen İstanbul'da kalanlar için alternatif önerilerde bulunacağım. Yazın gündemde olan sanatçılarla bir sohbet köşemiz olacak. Biz eğlenirsek ekran başındakilerin de eğleneceğine inanıyorum.

BiR KARE FOTOĞRAFIM ÇEKiLMESE HAYATIMDA HiÇBiRŞEY DEĞiŞMEZ

Magazinle olan mesafeniz bilinçli mi?

Hayatımda hiçbir şeyi hesaplayarak yapmadım. Bazı insanlar var, gazetede bir gün haberi ve resmi çıkmasa rahatsızlık hissediyorlar. Belki de bu mesleği yapabilmek için öyle olması gerekiyor bilmiyorum. Ama ben hiç böyle bir kafa yapısına sahip olmadım.

Bir gün insanlar sizi tanımasa bu sizi mutsuz eder mi?

Hayır. Ömrüm boyunca bir kare fotoğrafım çekilmese ve insanlar beni tanımasa hayatımda hiçbir değişiklik olmaz. Algı olarak da değişmez. Çünkü ben o algı içinde yaşamıyorum. Öteki türlüsü beni çok kısıtlar.

O zaman kısıtlı yaşamıyorsunuz?

Yaşamıyorum evet. Her yere özgürce gidiyorum. Ben kendi dünyamda kendi düzenimde yaşıyorum. Tamamen bireysel düşünüyorum.

Şöhretli çevreyle yakınlığınız nasıl?

O camiadan yakın arkadaşlarım var. Benim gibi kafa yapısına sahip olan arkadaşlarımla daha iyi anlaşıyorum. Şöhreti özümsemiş ve normalleştirmiş insanlar hepsi... İçlerinden bazıları var sanki milyonlarca insanın hayatını kurtarmış gibi davranıyorlar. Öyle ulaşılmaz bir ego var. Bu da beni çok rahatsız ediyor. Cümleleri "Ben" vurgusuyla başlayan, "Ben şunu yaptım, ben bunu yaptım" diyenler var. Elbette yaptın çok güzel ama bırak insanlar seni takdir etsin. Çok fazla abartıyorlar bu işi.

Siz o tevazu dengesini nasıl sağladınız?

Benim için hiçbir farkı yok. Ben nasıl evimde ailemin kızıysam dışarıda ve arkadaşlarımla da öyleyim. Arkadaşlarımdan biri bana "senin bazen ünlü biri olduğunu unutuyorum" demişti. Ben bunu çok abartmıyorum. Çok şöhretliyim gibi davranmıyorum. Bu algı benim açımdan bakılınca beni rahatsız eder. Ben televizyonda da öyleyim. Kime sorsanız buranın bir çalışanından hiçbir farkım olmadığı görülür. İlk defa herkeste bir ön yargı olur ama tanıdıkça anlaşılır.

Bu hürriyet sizi daha mutlu bir insan yapıyor mu?

Evet, daha mutluyum. Allah beni mutlu ve huzurlu bir hamurdan yaratmış. Çocukken de böyleydim, şimdi de böyleyim. Hep bu huzur ve mutluluğun kaybolmaması için dua ederim.

Peki hakkınızda çıkan haberler karşısında nasıl bir refleks geliştiriyorsunuz?

Mutlaka üzüldüğüm şeyler oldu. Ama uzun vadede hep bunun bir öğretisi olmuştur. İnsanları tanımak ve nasıl davranmanız gerektiği konusunda çok şey öğretiyor.

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Olgun hissediyorum. Hep sakin ve soğukkanlı bir tarafım vardı. Artık herşeyin daha çok keyfini çıkarmaya başladım. Hayatımda az ama köklü dostluklar kuruyorum. Onlarla daha kaliteli vakit geçirdiğimi hissediyorum.

Zamanı nasıl kullanıyorsunuz?

Koşuşturmaca halimiz var. Ondan biraz rahatsızım. Gün içinde hep bir yerlere yetişmek için uğraşıyorum. Sabah kalkıyorum akşama kadar bir şeye yetişmek zorundayım. Bütün gün kolumdaki saate bakıyorum. Bir tatile gittiğim zaman sessiz sakin bir ortam olduğunda zaman duruyor. O zaman bunun bir armağan olduğunu düşünüyorum. Hep bir şeye koşuşturuyoruz ama neye?

Çoğalma isteğiniz yok mu?

Şimdiye kadar hiç öyle bir dürtüm olmadı. Birazda "azıcık aşım ağrısız başım" durumu. Ben çok surviver bir kızım. Mücadeleci bir tarafım var. Uğraşırım. Olmasa da yetinirim. Bir başkası için bunu bu kadar kolay söylemek zor. Bir çocuk çok büyük bir sorumluluk. Maddi ve manevi olarak yetmek gerekiyor.

Çocuğu proje gibi görenlerden misiniz?

Hayır. Öyle görseydim şimdiye kadar çoktan yapardım. O doğru zaman ve doğru ortamda zaten gelecek diye düşünüyorum. Olmazsa da "hayırlısı buymuş" derim.

Yapmasam gözüm açık gider dediğiniz birşey var mı?

Hiç bu tarz hırslarım olmadı. Hiçbir şeyde gözüm açık gitmez. Babamın sözüdür bu. Sanırım bu algı babamdan bana geçti. Bir şeyin hayırlı olup olmadığı kısa vadede olmasa da uzun vadede mutlaka görünür. Ben de görmüşümdür. Başıma gelen her olayda böyle oldu. Biraz da teslimiyetçi bir tarafım vardır.

Kendinize çok bakar mısınız?

Keşke yediklerime daha fazla dikkat edebilsem. Ben çok doğal bir ortamda büyüdüm. Adada yaşadık. Sebze meyveleri organik olarak alma şansım oldu. O yüzden alt yapım çok sağlamdır. Çocukken annem ve babam çok dikkat etmiş. Et yemediğim için kemik sularıyla yemek yapmışlar. O yüzden kolay kolay hastalanmam. Bu kadar ince olmama rağmen bünyem çok sağlamdır.

Ne yer, ne içersiniz?

Sağlıklı şeyler yemeğe dikkat ediyorum. Ama gün geliyor canım patates kızartması da yemek istiyor. Onu da yiyorum, çünkü bir günde kilo almadığınız gibi vermezsiniz de... Dengelemek lazım ve metobolizmayı hızlandırmak gerekiyor. Her şeyim organik olsun gibi bir takıntım da yok. Elimden geldiği kadar doğal tüketmeye gayret ediyorum.

Yaşam kalitesini önemser misiniz?

Yaşam kalitesi her anlamda çok önemlidir elbette. Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. En başta temiz ve bakımlı olmak çok önemli.

etiketler: kadın, kadınca, kadınca kararınca, wwwkadincakararincacom, kübra büşra kardeşler, röportaj, nefise karatay,

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.