Bebeğim Ne Yesin? / Emzirmek Ya da Emzirmemek... İşte Bütün Mesele Bu!
13 Ekim 2010 Çarşamba


Anne sütünün formülünü çözmek için çalışan bilim adamları, buna imkân olmadığını fark ettiler! Neden mi? İşte Moral Dünyası Dergisi'nden yanıtı...
Aylin Atmaca'nın Yazısı...
Her yıl bebek maması üreten büyük şirketler milyonlarca dolar harcayarak anne sütünü incelemektedirler. Bu sütün yerini alabilecek yapay bir ürün henüz keşfedilememiştir. Ulaştıkları son noktada bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre her aşamada özel bir beslenme şekline gereksinim duyduğunu görmüşler ve bu ihtiyaçların tümünü anbean karşılayabilecek tek besin maddesinin de anne sütünde hazır olduğunu anlamışlardır.
Dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren bebeğin vücudu yeni bir hayata uyum sağlamak zorundadır. Bu uyumu kolaylaştıracak her türlü yardımcı faktör gebelik süresi boyunca oluşturulmuştur. Buna en açık örnek anne sütünün oluşum aşamalarıdır.
Hamilelik süresince annenin hormonları tarafından anne sütünün oluşum şartları hazırlanır. Süt üretimi, temelde beyindeki ön hipofiz bezi tarafından üretilen "prolaktin" denilen bir hormona bağlıdır. Hamilelik süresince bu hormonun faaliyete geçerek süt üretimini başlatması, plasenta tarafından üretilen progesteron ve östrojen adlı hormonlar tarafından engellenir. Ancak plasenta, doğumdan sonra atılınca, progesteron ve östrojen hormonlarının kandaki düzeyi düşer ve bunun üzerine sütün oluşumuna katkıda bulunan prolaktin devreye girer.
MORAL DÜNYASI DERGİSİ'NİN ÇOK ÖZEL HEDİYELERİ İÇİN... TIKLAYINIZ
Hormonlar arasındaki bu haberleşme sayesinde anne sütü gibi çok kıymetli bir besin tam bebeğin ihtiyaç duyduğu anda hazır olur. Kuşkusuz bu, çok muazzam bir bilgidir. Plasenta vücudun içindeyken son derece hayati görevler üstlenmiştir, ancak artık vücut dışına atılması zamanı da gelmiştir. Bu da insan hayatı için çok önemli bir gelişimi beraberinde getirmektedir. Görüldüğü gibi bir insanın yaratılış aşamalarında her saniye meydana gelen tüm detaylar birbirini tamamlayan, biri olmazsa diğeri olmayacak olaylardır.Elbette tüm bunlar, her insanın üstün bir kudretle inşa edildiğinin apaçık delilleridir.
Üstelik bu aşamalar bebek dünyaya geldikten sonra da sürekli devam etmektedir. Annedeki süt üretimi de bebeğin beslenme ihtiyaçlarına uygun biçimde artar. İlk günlerde 50 gram kadar olan üretim, altıncı ayda günde bir litreye kadar yükselebilir. Anne sütünün formülünü çözmek için çalışan bilim adamları, yaptıkları yoğun araştırmalardan sonra buna imkân olmadığını fark ettiler. Çünkü standart tipte bir anne sütü yoktur. Süt, her annenin bedeninde, kendi çocuğunun ihtiyacına göre üretilmekte ve bu süt bebeği hiçbir dış besinin besleyemeyeceği ölçüde beslemektedir. Annenin sütündeki antikor, hormon, vitamin ve minerallerin bebeğin ihtiyacına göre ayarlandığı araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.
Anne sütü ve diğer besinler
Anne sütü yerine başka besin maddeleri kullanmak bebeğin ihtiyacını tam olarak karşılayamaz. Örneğin diğer besin maddelerinden hiçbiri bebeğin bağışıklık sistemi için gerekli olan antikorları içeremez.
Bebekler için klasik bir besin maddesi olarak düşündüğümüz inek sütüyle kıyasladığımızda anne sütünün üstünlüğü daha iyi anlaşılmaktadır. İnek sütünde insan sütünden daha fazla miktarda kazein bulunur. Kazein pıhtılaşmış (mayalanmış) sütte bulunan bir proteindir. Bu madde midede daha büyük parçacıklara ayrılır, yani sindirimi zorlaştırır. Bu yüzden inek sütünün sindirimi anne sütüne oranla daha zordur. Bu maddenin anne sütünde az miktarda bulunuyor olması bebek için bir kolaylıktır.
Bu iki süt amino asitlerin bileşimi açısından da birbirinden farklıdır. Bu farklı bileşim inek sütüyle beslenen bebeklerin plazmasında toplam amino asit miktarının daha fazla, bazı amino asitlerin aşırı yüksek, bazılarında ise yetersiz düzeyde olmasına yol açar. Bunun da hem merkezi sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri vardır, hem de fazla protein içeriği böbreklerin yükünü artırmaktadır.
Anne sütünü farklı yapan bir diğer özellik de içerdiği şekerdir. Anne sütünde ve inek sütünde laktoz isimli aynı tip şeker bulunur. Ama insan sütündeki laktoz miktarı (litrede 7 gr) inek sütünden (litrede 4,8 gr) daha fazladır. Ayrıca inek sütünün pıhtılaşmış büyük parçacıkları ince bağırsaktan çok yavaş geçerler. Bu da son derece gerekli olan su ve laktozun büyük ölçüde ince bağırsağın ilk bölümünde emilmesine neden olur. Anne sütünün pıhtılaşmış parçaları ise incebağırsağı kolayca geçerler, böylece su ve laktoz kalın bağırsağa ulaşır. Bu şekilde insanlar için çok yararlı olan, içinde yararlı bakterilerin geliştiği bir bağırsak yapısı oluşur. Anne sütünde bol miktarda laktoz bulunmasının ikinci faydası ise sinir sistemindeki önemli yapılarının oluşumunda rol oynayan "serebrozit" adlı maddenin birleşmesini sağlamasıdır.
Anne sütündeki ve inek sütündeki yağ miktarları da hemen hemen aynı olmasına rağmen bu yağların nitelikleri farklıdır. Anne sütündeki linoleik asit bebeğin besinlerle alması gereken tek yağ asididir.
Anne sütünü farklılaştıran bir başka özellik de içindeki tuz ve mineral oranıdır. İnek sütünde insan sütünden çok daha fazla tuz ve mineral bulunur. Örneğin inek sütünden hem kalsiyum, hem de fosfor oranı yüksektir. Ama bunların birbirine göre oranı o kadar farklıdır ki, bebeğin kalsiyum metabolizması bundan olumsuz etkilenir. Dolayısıyla hayatının ilk günlerinde bebeğe inek sütü verilmesi, kanındaki kalsiyum düzeyinin düşmesine ve bazı bozukluklara yol açar.
Bundan başka insan sütünde demir % 50 oranında mevcuttur. İnek sütünde ise bu oran daha düşük olduğu için inek sütüyle beslenen bebeklerde demir eksikliğine bağlı kansızlık ortaya çıkar.
Anne sütü ve zekâ
Yapılan bilimsel araştırmalar anne sütü içen bebeklerin zekâ gelişiminin içmeyen bebeklere oranla daha fazla olduğunu göstermektedir. Kentucky Üniversitesi uzmanlarından Jame Anderson'ın, anne sütüyle beslenen bebekler ile biberonla beslenenler arasında karşılaştırma yapan araştırması sonucunda, anne sütüyle beslenen bebeklerin IQ'larının, biberonla beslenen bebeklere oranla 5 puan daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu araştırma sonucunda, bebeğin zekâsının anne sütüyle gelişiminin 6 aya kadar olabileceği, 8 haftadan az anne sütü emen bebeklerde ise anne sütünün zekâ üzerinde yarar sağlamasının söz konusu olmadığı da belirlenmiştir. Ayrıca anne sütüyle beslenen bebeklerdeki zekâ düzeyinin 5 puan fazla olmasının, anne sütünün tek başına sahip olduğu besleyici değerden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Anne sütü hakkında bilinmeyen mucizeler
Anne sütü, bebeğin yaşına (daha doğrusu ayına) göre değişir. Sütün kalori miktarı ve besin dengesi, bebeğin erken veya zamanında doğmuş olmasına göre de değişiklikler gösterir. Bebek erken doğumla (prematüre olarak) dünyaya gelmişse, anne sütünün içerdiği yağ ve protein miktarı normal olgunluktaki bebeğe göre daha fazladır. Çünkü erken doğan bebeğin yüksek kaloriye ihtiyacı vardır. Bu oran bebeğin gelişimine göre, emzirme süresince farklılıklar göstererek en mükemmel birleşimleri içerir. Bu hassas değişiklikleri hesaplamak ve buna göre sütün içeriğini ayarlamak, en gelişmiş teknolojiyi kullanan bilim adamları tarafından bile yapılamamaktadır.
Peki bebeğin gelişimine paralel olarak anne sütünde meydana gelen besin değişimini kim ayarlamaktadır? Erken doğum sonucunda dünyaya gelen bir bebeği koruyan ve ihtiyaçlarını karşılayan güç nedir? Bu merhameti ve şefkati anne göğsünde bulunan hücreler ve proteinler mi sağlamıştır? Yoksa şuursuz tesadüfler mi bebeğin üzerine tecelli eden merhametin kaynağıdır? Doğumdan sonra son derece aciz ve güçsüz olan bu canlıyı koruyan, ona rızkını veren Rezzak olan Allah’tır.
Dünyaya yeni gelen bebek çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Çevresi farkında olmadığı milyonlarca düşman tarafından kuşatılmıştır. Gözle görülemeyen bu düşmanlar bakteriler ve virüslerdir. Normal bir insan bedeni, sahip olduğu savunma sistemi sayesinde bu düşmanlarla yirmi dört saat aralıksız savaşır. İşte yeni doğan bebek için problem burada ortaya çıkar. Çünkü bebeğin vücudunda kendisini bu düşmanlara karşı koruyacak bir savunma sistemi yoktur. Bu noktada çok büyük bir mucizeyle karşılaşılır. Bebeğin ihtiyacı olduğu savunma sistemi elemanları (antikorlar ve savunma hücreleri) anne sütünün içinde bebeğe verilir. Bu savunma sistemi elemanları, adeta paralı askerler gibi ait olmadıkları bir vücut için savunma yapar ve bebeği düşmanlarından korurlar.
Burada bir mucize daha görülür. Normal bir insan protein ya da protein yapılı bir besin aldığında, bu proteinler midede parçalanırlar. Bebeğin anne sütüyle beraber vücuduna aldığı antikorlar ve diğer savunma elemanları da protein yapılıdırlar. Öyleyse bebeğin sindirim sisteminin bu dost askerleri sindirmesi gerekir. Bu da bebeğin yine savunmasız kalması anlamına gelir. Ancak bebeği de, savunma askerlerini de ve bu askerlerin yerleştirildiği anne sütünü de yaratan Allah, sisteme bir başka mucize eklemiştir. Bebeğin midesi bu dost askerleri sindirmez, bu sayede bebek milyonlarca düşmanına karşı bir savunma ordusu kazanır.
Geçtiğimiz yıllarda anne sütünün, bebeğin hayati ihtiyacı olan D vitamininden yoksun olduğu zannedilmiş ve bu sözde eksik, dış katkı maddeleriyle sağlanmaya çalışılmıştı. Ancak, daha sonraki yıllarda gelişmiş aygıtlarla yapılan incelemeler sonucu, dünyada suda çözülebilen tek D vitamini türünün, anne sütünde bulunduğu ortaya çıkmış ve bu maddenin anne sütündeki diğer maddelerle birleştiği zaman, bebeğin söz konusu ihtiyacını mükemmel bir şekilde giderdiği tespit edilmiştir. Bu gelişme ile birlikte insanoğlu, anne sütünün kusursuz, benzersiz ve yeri doldurulamaz bir besin maddesi olduğunun farkına varabilmiştir.
Kadınca Kararınca
vıldan
04/01/2011 01:01
kesınlıkle rabbımızın mucızesı dıyorum anneler bebeklerınızı emzırmeye gayret gosterın lutfenn

Çocuğunuzun iştahını arttıracak 12 öneri:
Çocuğunuz bolca yesin, HASTALIK YÜZÜ GÖRMESİN!
Miniğinize sakın bu gıdaları yedirmeyin
Bebeğime sebze yemeklerini nasıl sevdiririm?
Çocuğunuzun iştahsızlığını çözüyoruz!
Miniklerimiz için AŞURE ÇORBASI
Bebeğinize bu gıdayı sakın yedirmeyin! ÖLDÜRÜYOR!
Bebeğiniz balık yemiyorsa BU TARİFİ DENEYİN!
Bayram sonrası 'Ev Yapımı' çocuk tatlıları
Bebekler neden bazen süt emmek istemezler?



























































