Eski Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Ferhat Ecer, zimmetine para geçirdiği iddiasıyla yargılandığı davada 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu hakkında Sayıştay temizlik ihalesine fesat karıştırma suçundan dolayı suç duyurusunda bulunudu. Eğer suçlu bulunursa 5 ile 12 yıl cezaya çarptırılacak.
28 Şubat döneminde atanan, aslanlar gibi başörtülü kızların ruh dünyalarını ve kariyerlerini paramparça eden rektörlerimizden iki tanesi.
İlk hamleyi İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu yapmıştı. Değil Üniversitenin içine başörtülüleri almak etrafında bile gördüğü başörtüleri parçalıyordu.
Fakaaat!
Kahraman ve aslan rektörümüz trilyonluk usulsüzlükle suçlandı. Yardımına yetişen yandaşı YÖK Başkanı Kemal Gürüz tarafından korundu.
Bu seferde hakkında ABD Virginia Üniversitesi bünyesindeki İntihal Kaynakları Merkezi, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nu intihalcilik yani fikir hırsızlığı yaptığını açıkladı.
YÖK Başkanı Erdoğan Teziç görevden almaya mecbur kaldı. Ama yargılanmasına izin vermedi.
Zaten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın olayını hepimiz biliyoruz.
Dokuz Eylül Üniversitesinden Çukurova Üniversitesine kadar sayısız Üniversitenin rektörü hakkında yolsuzluk iddiaları bulunuyor.
Gerçekten bu rektörlerimize üzülmemek(!) elde değil.
Halbuki “laikliği”, “Atatürkçü’lüğü” “Rejimi” korumak için aslanlar gibi savaşmışlardı.(!)
Hepsi de el ele verip başörtülülere “ ölüm fermanı” çıkartmışlardı.
Okul birincisi de olsa başörtülü hiç kimseyi kampusun kenarına bile yaklaştırmamışlardı.
Peki bunca verdikleri laiklik savaşının sonunda alacakları madalya hapis ya da yolsuzlukla suçlanmak mı olmalıydı?(!)
Boyunlarına kocaman kocaman madalyalar takılmalı değil miydi?(!)
Her milli bayramda Cumhuriyetin ve Anıtkabirin aziz bekçileri olarak “İstiklal Savaşı Gazileri ” gibi resmigeçit yapmaları gerekmez miydi?(!)
Bu bir haksızlık.(!)
Laikliğe…
Atatürkçülüğe…
İlke ve İnkilabları korumacılığa yapılan en büyük hakaret.(!)
Madalya sadece dış düşmanlarla savaşanlara verilmez ki?
İç düşmanlar da var.
Gericiler…
Yobazlar…
İrticacılar…
Rejimi tehlikeye atanlar…
Allah, peygamber diyenler…
Namaz kılanlar…
Kur’an okuyanlar…
Başlarını örtenler…
Yönümüzü AB’ye doğru çevirenler…
Ne Şam’ın şekeri ne de arabın yüzü değil miydi parolamız.
Ama İran’dan doğal gaz alıyoruz…
Arap ülkelerinin yatırımlarıyla bütçeyi dolarla dolduruyoruz.
Oysa bu rektörlerimiz bunlara karşı savaşmışlardı.
Ve mutlaka ödüllendirilmelilerdi…
Ödülleri hapis ya da yolsuzlukla suçlanmak olmamalıydı.
Onlar bizim başörtümüzü, dinimizi, kitabımızı parçalayan aslan Rektörlerimizdi.(!)
Hele de mezuniyet törenlerinin yapıldığı şu dönemlerde nasıl da başörtülülerle aslanlar gibi savaşıyorlardı.(!)
Ne var ki, aptal olmayan bu millet şimdi anladı “aslan rektörlerimizin” neler için savaş verdiğini…
Bakalım tarih onların bu kahramanlığını(!) nasıl yazacak?...
…Ve de çocuklarımız ve torunlarımız bu kahramanlık öykülerini nasıl karşılayacak(?)
Gülay Atasoy